Çorlu Avrupayakası Gazetesi

Nağme Nur  Güneşkaya

Alkol- Madde Bağimliliği Ve Sebepleri

Nağme Nur Güneşkaya

guneskayan@gmail.com

Günümüzde git gide yaygınlaşan ve normalleştirilen alkol- madde kullanımı, beraberinde birçok sorunu getirmektedir. Bağımlılık düzeyinde bulunan çoğu birey olmasıyla birlikte, ne yazık ki bu bireylerin sadece bir kısmı hastanelerin AMATEM birimlerinde tedavi görebilmekte; büyük bir kısmına ise ulaşımda hala engeller bulunmaktadır. Bağımlılık kavramı, genel itibariyle direkt bağımlı olan kişiye olumsuz atıfları ve suçlamaları beraberinde getirir. Ancak hiçbir birey bu bağımlılığa kendi hür iradesiyle ulaşmamakta, buna çoğunlukla yaşadığı toplum ve aile yapısı sebep olmaktadır. Gün geçtikçe önemini artıran bu konuyla ilgili bilinmesi gerekenleri şu şekilde paylaşmaktayım:
Bağımlılık, anlamı bakımından geniş bir kavram olmakla birlikte, etki ettiği alanlara göre de çeşitlilik göstermektedir.  Genel anlamı ile bağımlılık bir nesneye, kişiye, ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek; veya bir başka iradenin güdümü altına girme durumu olarak tanımlanabilir ve insan mental aktvitesi ile ilgili patolojik bir davranışı yansıtır. (Uzbay, b.d.)
    Gürol’a (b.d.) göre süreğen ve tekrarlayıcı özellikte bir beyin hastalığı olan bağımlılık, zarar verici sonuçlar ortaya koymasına karşın zorlantılı bir şekilde madde arama ve kullanma ile karakterizedir, hem beyni hem de davranışları etkilemektedir.
2013 yılından bu yana oluşturulmuş kriterlere göre, bireyin ‘’Alkol/ Madde Kullanım Bozukluğu’’ tanısı alması için son bir yıl içerisinde aşağıdaki belirtilerin en az ikisini bulundurması gerekmektedir: 
1. Alkol/ Maddenin, istenilenden daha uzun süre ve daha fazla miktarda kullanımı
2. Alkol/ Madde kullanımını kontrol altında tutmak ya da bırakmaya yönelik istek veya sonuca ulaşmayan çabalar.
3. Alkol/ Maddeyi elde etmek, kullanmak ya da etkisinden kurtulmaya yönelik etkinliklere fazla zaman harcamak.
4. Alkol/ Madde kullanımına yönelik hissedilen yoğun istek ya da zorlanma.
5. Tekrarlı kullanım sebebiyle iş, okul ya da çevre odaklı sorumlulukların aksaması.
6. Toplumsal ve kişisel alandaki olumsuz etkilerine rağmem kullanımının devam etmesi.
7. Kullanımından dolayı günlük etkinliklerde azalma ya da aksama.
8. Tehlikeli sonuçlara sebebiyet verebilme durumunda dahi kullanımına devam edilmesi.
9. Fiziksel ve ruhsal olarak olumsuz etkilere sahip olduğunun bilinmesine rağmen kullanımına devam edilmesi.
10. Alkol/ Maddeye karşı tolerans geliştirme.
11. Yoksunluk belirtileri (Sinirli ve saldırgan ruh hali, uykusuzluk, kusma, ishal, huzursuzluk, terleme, titreme, kas ağrısı, ateş…)
Alkol Madde Kullanım Sebepleri
Alkol- madde kullanımının altında yatan sebepler bir alanda toplanamamakla birlikte, bu sebepler yaş, cinsiyet, sosyal statü, aile yapısı gibi kişiden kişiye değişebilecek birçok etkene bağlıdır. Bununla birlikte alkol- madde kullanımının nedenlerini genel olarak biyolojik etkenler, psikolojik etkenler ve sosyal etkenler olmak üzere üç başlık altında incelemek mümkündür.
Genetik profili
Ailesinde varolan alkol- madde kullanımı geçmişi
Ailesinde varolan dürtü kontrol bozuklukları
Ailesinde varolan duygudurum bozuklukları alkol madde kullanımına yönelik biyolojik etkenler arasındadır.

Ailede bulunan, gözlemlenmiş alkol- madde kullanımı
Düşük ebeveyn desteği
Aile içinde problem çözme ve disiplin konularında yaşanan zorluklar
Yetersiz ebeveynlik becerileri
Ölümler
Boşanmalar
Bozuk akran ilişkileri ya da yanlış arkadaş seçimi, kullanımın sosyal etkenleri olmasıyla birlikte,
Kişilerde bulunan düşük benlik saygısı
öğrenme güçlüğü
sosyal beceri eksikliği
duygusal işleme bozuklukları
duygudurum ve dürtü bozuklukları
maddeyle ilişki olumlu tutumlar
fiziksel travma geçmişi kişileri alkol- madde kullanımına yöneltebilecek psikolojik etkenlerdir.

Alkol- madde kullanım bozukluğu, genellikle beraberinde bir ya da birden fazla psikolojik tanıyı da getirir.  Bu yüzden etkin bir tedavi sağlamak için bu kullanıma sahip bireylere karşı suçlayıcı davranışlardan çok, cesaretlendirici davranışlara yönelinmeli; özellikle ergenlik çağı öncesi çocuk- aile iletişimi konusunda hassas olunmalı, yaşı ne olursa olsun çocuğun biricikliği göz önünde bulundurularak ihtiyacına yönelik adımlar atılmalı, çok geç olmadan uygun sınırlar çizilmeli, çocuğu sosyal çevre içerisinde destekleyici tutum sergilenmelidir.

Klinik Psikolog
Nağme Nur GÜNEŞKAYA
0539 814 92 38
guneskayan@gmail.com
Alipaşa Mah. Sülün Cad. No:9 D.14 – Çorlu / Tekirdağ
Yazı 625 kez okundu

Nağme Nur Güneşkaya Köşe Yazıları